Skip links

Siber güvenlik bir beka sorunudur- Nisan 2023

Siber güvenlik bir beka sorunudur

This is the ICT Media interview in Turkish 

ICT Media dergisine yayimlanan mulakatimiz , ICT Media websitesinde okumak icin  burayi tiklayiniz :

Dr. Erdal ÖZKAYA, dünya çapında siber güvenlik hizmetleri veren Xcitium (Comodo) Şirketinde Siber Güvenlik Departman Şefi olarak çalışıyor. Hayatı sayısız başarı ve sertifikalarla dolu. Siber güvenlik üzerine yurt dışında yayınlanmış çok sayıda eseri bulunuyor. Günümüz dünyasında siber güvenliğin bir beka sorunu olduğuna dikkat çeken ÖZKAYA“Nasıl ki sağlığınız iyi olmak zorundaysa, siber dünyanız da güçlü olmak zorunda”diyorDr. Erdal ÖZKAYA, ICT MEDIA TV youtube kanalında yayınlanan Murat PEHLİVAN ile Açık Açık Programı’na konuk oldu. Dergimizde özetine yer verdiğimiz programın tamamını ICT MEDIA TV youtube kanalından izleyebilirsiniz.

ICT Media Magazine Cover -3rd time

Murat PEHLİVAN: Sidney’de Bilgi Teknolojileri üzerine lisans, Bilişim Sistemleri Güvenliği üzerine yüksek lisans yaptınız. Uzun yıllardır Avustralya’da, uzak doğuda birçok ülkeye siber güvenlik, BT danışmanlığı ve savunma ve siber bilişim güvenliğiyle ilgili riskler, bilişim suçları, bilişim olaylarına müdahale eğitimleri veriyor, seminerlere konferanslara katılıyorsunuz.

En son Türkiye Bilişim Derneği’nin 6. Siber Güvenlik Ekosistem Zirvesi’nde de davetli konuşmacıydınız. Dünya çapında siber güvenlik hizmetleri veren Xcitium (Comodo) Şirketinde Siber Güvenlik Departman Şefi olarak çalışıyorsunuz. Comodo’nun kurucusu Melih Abdülhayoğlu gibi siz de Hataylı bir hemşehrimizsiniz. Hatay depremde büyük yara aldı. Siber güvenlikle ilgili bir şeyler yapmamız lazım memleketimize. Hatay’ımız ile ilgili geleceğe dönük neler yaparsak bir kalıcı faydamız olur?

 

Erdal ÖZKAYA: Öncelikle hepimize geçmiş olsun. Biz tabii ki bütün Türkiye’ye elimizden geleni yapacağız. Ama ister istemez Hatay’a bir tık önde diyelim. Hani iki evladınız olur, birini daha çok sevmeseniz bile gönlünüzde bir tık önde olur ya öyle bir şey.  Hatay’a ne yapacağız ne yapabiliriz? Melih Abdülleyoğlu, Forest dizisine girmiş bir isim. Ben de naçizane dünya çapında bir şeyler yaptım. Sizde işte ICT Media gibi güzel bir medya kurumusunuz, Türkiye’nin nabzını tutuyorsunuz. Bizler gibi Hatay’dan çıkmış, ismini sayamadığımız eminim onlarca belki yüzlerce kişi vardır. Onlarla birlikte üniversitemizde bir ana bilim dalı kurup bunu dünya çapında en iyi üniversitelerden biri haline getirebiliriz. Hatay, dünyanın en büyük şehirlerinden bir tanesiydi. Dünyanın en iyi siber güvenlik şehri neden olmasın?

Murat PEHLİVAN: Ben de bu işin takipçisi olurum. Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi rektörüyle konuşurum. Kalıcı bir eser olsun memlekete, Türkiye’ye, Hatay’ımıza inşallah. Sektöre döndüğümüzde bir kurum, bir şirket siber güvenlik anlamında neler yapsın ki doğru işler yapmış olsun, nelere dikkat etmesi lazım?

Erdal ÖZKAYA: Cumhuriyetimiz 100 senedir var, ne sayesinde var? Güçlü bir ordu, iyi bir vatandaşlık sistemi sayesinde. Aynı şeyi siber güvenlik için de söylemek mümkün. Siber güvenlik bence halkın, hayatın ta kendisi. Bilişimden çok daha fazlası. Bilişim dediğiniz elektriği kesersiniz bitti ama siber güvenlik öyle mi? Herkese soralım hiç bilgisayar kullanmayan bir insan var mı, biliyor musunuz? Artık yok. Örnek vermek gerekirse mesela annem babam şu anda bilgisayar kullanmıyor, okuma yazmaları da yok olsun. Ama TC kimlikleri var ama TC kimlikleri de bir databasede, bir veri tabanında bir şeyi ifade ediyor.

Kullansanız da kullanmasanız da artık hepimiz bilişimin bir parçasıyız. Bu ne demek oluyor? Verileri korumazsak insanların başına neler geliyor görüyoruz. Kitabını da yazdım, sosyal mühendislik kitabı. İnsanlar birbirlerini bir veri sızıntısıyla nasıl dolandırabiliyor. Siber güvenlik o yüzden bence bir beka sorunudur. Nasıl ki sağlığınız iyi olmak zorundaysa bence siber güvenliğiniz, siber dünyanız da güçlü olmak zorunda. Bu nasıl olacak, bu sadece ürünler ile olacak bir şey değil. Bu bilimle, ilimle ve teknoloji ile yani ürünler ile bir araya gelip olacak bir şeydir.

Murat PEHLİVAN: Başarılı bir siber güvenlik için neler yapmak lazım?

Erdal ÖZKAYA: Bu sorunun cevabı ülkeden ülkeye değişiyor. 15-16 yaşındaydım. Antakya’da babam bir kâğıt parçası getirdi. Bana, “Oğlum bak, Atamızın bir sözü: Büyük olmak için hiç kimseyi küçük görmeyeceksin hiç kimseyi aldatmayacaksın. Hayatta gerçek neyse onu görecek, o hedefe doğru yürüyeceksin. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır, herkes senin aleyhinde bulunacaktır fakat sen güçlü olacaksın” dedi. Ben bunu alıyorum siber güvenliğe çeviriyorum. İyi bir siber güvenlikçi olmak için hiç kimseyi küçük görmeyeceksin. “Ben şu ülkeyi iki saatte hacklerim ya da dünyanın en iyi siber güvenliği bende demeyeceksin” ama sürekli okuyacaksın, sürekli geliştireceksin, güncel kalacaksın.

Dünün teknolojisiyle bugünü korumamaya çalışacaksın. Bir şey daha var o da fake ürün kullanmayacaksın! Dünyada bedava bir şey yok Türkiye’de hala bir sürü turnuvada görüyorum maalesef birçok kimse kırık yazılım kullanıyor. O kırık yazılımla internet şöyle bir şey: Birbirimizi seviyoruz diye size misafirliğe gelsem beni kabul eder misiniz? Teşbihte hata olmaz. Misafir odasında sorun yok ama yatak odası özeldir değil mi? Siber güvenlik işte o yatak odasıdır. Birçok siyasetçinin başına kasetler konusu geldi. İşin önemini anlatabiliyorum değil mi? Sadece iktidarlar değil, sadece siyasiler değil birçok şey değişebiliyor.

sosyal mühendislik
sosyal mühendislik

Örnek mi, Rusya. Rusya, Ukrayna’ya saldırmadan önce fiziksel olarak ne yaptı? Siber saldırı gerçekleştirdi. Bu haberlere yansıdı. Yıllar önce Petya, Nopetya saldırısı ile 3000 bilgisayarı sildi. Bilgisayarlara format atıldı. Şöyle düşünün: 60 bin tane bilgisayarınız var ve çalışmıyor. Bunlar, ordu, barajlar gibi hep kritik görevlerde kullanılıyor. Düşünsenize 60 bin bilgisayar birden sönüyor. Niye? Çünkü bugün belki teknoloji olmadan tank kullanabilirsiniz ama o tank içindekilerle telsiz ile haberleşiyorsunuz.

Murat PEHLİVAN: ‘Muharebesiz muharabe olmaz’ diye bir mevzu var, ona da dokunmuş oldunuz. Bir de darkweb konusu var. Nedir bu darkweb? Ne oluyor, orada?

Erdal ÖZKAYA: İnternet aslında okyanus, okyanusun içinde de buzdağları var. Kullandığımız internet aslında yüzde 3-5’ini oluşturuyor. Asıl internet dediğimiz daha derinlerde… Burada ne var, burada darkweb var. Darkwebte bir sürü iyi şey var. Mesela Sudan’da yaşıyorsunuz, bir diktatör var. O diktatör hakkında konuşamıyorsunuz, darkweb üzerinden harekete geçiyorsunuz. Daha somut bir örnek vereyim: Arap Baharı sosyal medya ve darkweb üzerinden yayıldı. Başka ne var darkwebte, kiralık katil mi istiyorsunuz? O da var. Eserleri mi istiyorsunuz? O da var. İnternette olanlar gibi iyi şeyler de var, kötü şeyler de.

Normal internette her şey çok gizli olmadığı için gizli kalmak isteyenler ya da kötü iş yaptığı için gizli kalmak isteyenlerin buluştuğu bir nokta darkweb. Bir veri sızıntısı olduğunda bunu normal internette satarsan ID belli, domaini satın aldığın yer belli, kredi kartın belli yakalanırsın ama darkwebte satarsan bitcoin ile sattığın için yakalanma ihtimalin biraz daha düşük. O yüzden darkweb bir AVM gibi… veya herşeyin çakmasının satıldığı bir halk pazarı gibi… İyinin, kötünün buluştuğu bir yer. Aslında herkese girin demek isterim ama neye tıkladığınızı, ne yaptığınızı bilmeniz lazım. Bunun için de okumanız lazım.

 

Murat PEHLİVAN: Peki dijital dünyada Türkçe ne kadar var hocam? Bunu şunun için soruyorum. Sizin çok sayıda kitabınız var. Çinceye dahil çevrilen kitaplarınız var…

Erdal ÖZKAYA: Evet, Çince, Rusça, Korece, Polonyaca… Dünyayı siber güvenlikte yöneten ülkelerin dillerine çevrilmiş kitaplar. Gururla söyleyebiliyorum tabii ki bunları.

Murat PEHLİVAN: Peki dijital dünyada Türkçe’nin yeri nedir?  

Erdal ÖZKAYA: Önce bir örnek veriyim. Sonra sorunuzu cevaplandırayım. Azerbaycan’a ilk gittiğimde ne hissettim biliyor musunuz? “Aa herkes Türkçe konuşuyor” diye düşündüm. Onlar da bana “Aa siz Türkçe konuşuyorsunuz” dedi. Bilmiyorum sizin de başınıza geldi mi? Kullandığımız kelimelerimizin %60-70 aynı. Türkçe’ye bakınca bir İngilizce değil? Türkçe’nin harfleri Ç,S,Ş internette yok. Türkçe bence yok denecek kadar az ama Türkiye, Türk bilimi diye bu soruyu değiştirecek olursam mesela bankacılıkta daha iyiyiz.

Bunu dünyanın en büyük bankalarının birinde çalışmış, siber güvenlikten sorumlu eski bir banka genel müdürü olarak söylüyorum. Siber güvenlikte belki istediğimiz yerde değiliz. Bir sürü üniversitemiz istediğimiz yerde değil ama zehir gibi beyinlerimiz var. Birlikte çalıştığım için söylemiyorum ama patronum Melih Abdülhayoğlu bunlardan birisi. Ya da bir başka hem şehrimiz olan Erol Bilecik. Yine Antakya’dan mesela. Onu unutmayalım değil mi? Demek istediğim çok başarılı Türkler var, ama bence olmamız gerektiği yerde değiliz. Bir Microsoft’umuz yok, bir Apple’ımız yok, bir Oracle’ımız yok. Hepsi Amerikan şirketi. Bir Alibaba’mız yok Türkiye’de. Bir Comodo var. Melih bey milyar dolara sattı. Tam fiyatını bilmiyorum. Bir de bir oyun şirketimiz vardı o da 2-3 milyar dolara satıldı. Başka bildiğim yok. Bir sürü startup var, umut vadeden. Ama henüz istediğimiz yerde değiliz.

Murat PEHLİVAN: Son günlerin popüler konusu yapay zekâ. Yapay zekâ mı, siber güvenlik mi? Nasıl yorumlamak lazım?

Erdal ÖZKAYA: Yapay zekâ mı, siber güvenlik mi? Bence ikisi kardeş. Çünkü yapay zekayı kullanarak daha iyi bir siber güvenlik sağlayabiliyoruz. Bizim ürünlerde de var. Birçok devin ürünlerinde de var. Siber güvenliği yapay zekaya entegre etmezseniz sızıntı olur. Bu da iyi değil ama şöyle diyebiliriz. Yapay zekâ kullanarak siber güvenliği daha iyi yapabilir miyiz? Yapıyoruz ama şunu da unutmamak lazım aynı yapay zekayı hackerlar da siber korsanlar da kullanıyor. Madalyonun iki yüzü gibi. Biz kullanıyorsak onlar da kullanacaktır. Ve açığını bulacaktır muhakkak. Bizim Comodo olarak amacımız bu açığı kapatmak. Benim Dr. Erdal Özkaya olarak amacım insanlara bunu duyurmak. Sizin ICT Media olarak amacınız da bu değil mi? Neler var. İnanın o kadar kitap yazıyorum ama şu dergiyi elime aldığımda Murat Bey ne yazmış ya da Feridun Portakal ne yazmış diye bakıyorum, fikir alabiliyorum. Dedim ya tecrübe. Başka insanlardan yararlanabiliyorum bu da çok önemli bir şey.

Murat PEHLİVAN: Sizin sosyal mühendislikle ilgili kitaplarınız da var, değil mi?

Erdal ÖZKAYA: Evet, sosyal mühendislikle ilgili üç tane kitabım var. Biri Türkçe, ikisi İngilizce.

Murat PEHLİVAN: Darkweb de bir sosyal mühendislik. Siz sosyal mühendisliği nasıl tanımlıyorsunuz, sosyal mühendislikten bizlerin pozitif manada ne anlam çıkartması lazım?

Erdal ÖZKAYA: Sosyal mühendislik ne midir? Bildiğiniz insan hackleme sanatıdır. İnsanları dolandırma sanatı deyin ya da insanları tanıma sanatı deyin. Koskoca profesörler dolandırıldı. Ya da sosyal mühendislik en basit tabiri ile nedir biliyor musunuz? Diyelim ki trafikte bir yere gidiyorsunuz. Biri; “Bana bak, sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diye sorduğunda o sosyal mühendisliktir. Hele hele 06 plaka ise, örneğin siyah arabaysa ve İstanbul’da iseniz arkasına bir de çakar yakmışsa “Acaba kim?” diyorsunuz ya… A

slında bir sosyal mühendislik. En basit tabiri ile. ‘Ya önemli biri ise ya beni sürdürürse?’ O’dur aslında. Selçuk Parsadan’ı hatırlarsınız. Arayıp koskoca başbakanı dolandırabilmektir, sosyal mühendislik. Ya da Kur’an’dan örnek vereyim. Hz. Havva annemizi vesvese edip kandırabilmektir sosyal mühendislik. Hepimiz görüyoruz. Aslında bu ilk insandan beri var olan bir şeydir. Bence sosyal güvenlik, siber güvenliğin, insanın temelidir. Bütün din kitaplarında vardır. Cennetten Adem ile Havva şeytanın vesvesesi ile kovuldu. Burada din dersi anlatmıyorum, yanlış anlaşılmasın. Ama ben ondan şeytanı kaldırıyorum, vesveseyi kaldırıyorum ona sosyal mühendisliği koyuyorum.

Bizde de böyle değil mi? Bedava iPhone ister misin ya da mesaj gelir size şu ürünü satayım mı? Hatırlar mısınız, Sülük Osman’ı. O da sosyal mühendislik yapıyordu. Ya da “Size sayın cumhurbaşkanı ile toplantı ayarlayabilirim ama biraz masrafı olabilir.” Siz de bir yayıncı olarak istemez misiniz bunu? Bill Gates ile toplantı yapmak istemez misiniz? Bence dergiye çok hoş olur. Ayarlayayım. Ama bunun için bana bir beş yüz lira yollamanız lazım. Ya arkadaşım Bill Gates beş yüz liraya mı bakacak. O an onu düşünmüyoruz ama siz Bill Gates’i duyunca unutuyorsunuz. Hatta büyük bir isim cumhurbaşkanı, bakan, başkan duyunca unutuyorsunuz ve o büyüye giriyorsunuz. Sosyal mühendislik nedir? Bir Rus ajanının mesela birçok milletvekiliyle ilgili bilgiyi Rusya’ya sızdırmasıdır. Bu da sosyal mühendisliktir. İnsanı hackliyor çünkü.

Murat PEHLİVAN: Aslında farklı yollardan açığını bulup insanları ikna etme yöntemi.

Erdal ÖZKAYA: Her türlü ikna. Bazen zorbalıkla oluyor, bazen kibarca oluyor, bazen tehditle oluyor, bazen vaatle oluyor. Bu köprü senin, para kazanacaksın. Bu güzel kadın senin kız arkadaşın olacak. Nam kazanacaksın. Bu gibi şeyler.

Murat PEHLİVAN: Kuantum bilgisayar konusuna girmeyeceğim…

Erdal ÖZKAYA: Gelecek o, yani kuantum bilgisayar. Kuantum bilgisayar konusunda Google, Microsoft, Apple çalışmaya başladılar bile. Mesela kitabımın bir tanesinde bununla ilgili koca bir bölüm yazmıştım. Kuantum daha da güçlü bilgisayar diyelim. Çalışıyorlar. Bence insanlar kulak kabartsın ne oluyor ne olmuyor diye? Çünkü tünelin ucunu görüyorsunuz oraya doğru bir sürü yatırım var ama henüz bitmiş bir şey yok. Ama yeni bir şey de değil kuantum ama bence gelecek bu konu olacak.

Murat PEHLİVAN: Kuantum meselesi biraz daha zaman alacak gibi gözüküyor. Rusya bir tatbikat yapmıştı. Siber tatbikat. Farklı bir tatbikattı. Tüm bilgisayarları kapattılar, internet olmayan bir ortamda bir kapalı devre mi yaptılar. Bu konu da ne düşünürsünüz. Türkiye de bu konuda siber tatbikatlar yapmaya çalışıyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Siber tatbikat doğru bir şey mi?

Erdal ÖZKAYA: Kesinlikle doğru bir şey. Hemen canlı bir örnek vereceğim. Bilgisayar olmadan da bu dergi çıkar ama ne kadar sürede çıkar?

Depremde iletişimin ne kadar önemli olduğunu gördük. Telefonlar iki üç gün kapalıydı. Enkaz altındaki insanlar yakınlarına ulaşamadı. Belki telefonlar çekseydi bir ambulans yollanabilecekti, belki de canlar kurtulacaktı. Başka bir örnek vereyim ransom attack saldırılar? Fidye saldırıları. Şirketlerin bilgilerini çalıyorsunuz bunun karşılığı fidye istiyorsunuz.

Ankara’da da çok oldu bu. Birçok devlet kurumu bu sorunu yaşadı. Darkwebte bilgiler var. Doğru mu bilmiyorum ben darkwebin yalancısıyım, ama bunlar oluyor. Ransom attack’a yurt dışından örnek vermek gerekirse, Almanya’da bir hastane saldırıya uğradı. Makineye bağlı bir hasta öldü çünkü makine kilitlendi. Yine hackerler, bir barajı hacklediler California’da. Kimyasalları değiştirdiler. Neyse ki yakalandılar yoksa Amerika’nın en büyük eyaletlerinden biri su zehirlenmesi yaşayacaktı. Teknoloji o kadar önemli. Ya da düşünsenize düğmeye basıyorsunuz füze A noktasından B noktasına uçacak ama siz onu hacklemişsiniz, basınca B noktasına değil, C noktasına kendi menzilinizi vuruyor.

Sun Tzu, 2500 yıl önce yazdığı Savaş Sanatı isimli kitapta “Bir savaşı kazanmak için kendini tanımalısın.” Fakat bu yetmez. Bir savaşı kazanmak için hem kendini hem düşmanını tanımalısın ama bu da yetmez bir savaşı sorunsuz bir şekilde kazanmak için hem kendini hem düşmanını hem de savaşacağın alanı bilmen lazım. Eğer Enver Paşa, bu kitabı okusaydı kışın 100.000 askerimizi Sarıkamış’ta dondurarak öldürmezdi ya da Hitler, Napolyon’u okusaydı Rusya’ya yanlış zamanda saldırmazdı. Bunu siber güvenliğe nasıl bağlayacağım; eğer siz etrafınızda olan saldırıları bilirseniz, geçmişte olan saldırıları bilirseniz gelecekte olacakları da bilirsiniz. Kıbrıs savaşından ders alabilseydik bugün birçok şeyi koruyabilirdik. 1999 Gölcük depreminden ders alabilseydik bugün Hatay’ı koruyabilirdik. Bugün Hatay’dan artık ders alacağız. Başka bir Hatay olmaması için hep beraber çalışacağız artık. Siz buna jeoloji mühendisliği diyebilirsiniz, ben buna siber güvenlik diyorum.

Siber güvenlik bir beka sorunudur
Siber güvenlik bir beka sorunudur

Murat PEHLİVAN: Yani siber vatan bir beka sorunu mudur?

Erdal ÖZKAYA: Kesinlikle bir beka konusudur. Yıllar önce Hürriyet gazetesinde bunu paylaşmıştım. Bence bir siber virüs bir F16’dan daha tehlikelidir. F16’ya bombayı yüklersin, uçar vurur. Kaç kişiyi öldürebilirsiniz bir F16 ile? Bir bina, iki bina. Hackerler, düşünsenize o suyu zehirleyebilseydi California’da, Amerika’nın en büyük eyaletlerinden birinde kaç kişi zehirlenecekti?

O yüzden siber güvenlik bir beka sorunudur. Nasıl Mavi Vatanımız var ise Siber Vatanımız da olmak zorunda. Gördük bir sürü kimlik bilgisi var internette. Bir sürü sızmış veriler Darkweb’te. Diyeceksiniz ki sizde niye var? Benim işim ders çıkarıp, danışmanlık verip bu zararı aza indirmek, anlatmak. Siz de sağ olun. Çağırdınız. Devletimiz sağ olsun ya da kurumlar sağ olsun. Dünyanın her yerinde, en büyük konferanslarında yeri geliyor üç dört bin kişiye bir salonda aynı anda anlatıyorum. Bu benim artık Almanya’da doğdum büyüdüm, askerlik yapmadım ama bence bu benim askerliğim. Bu ölene kadar yapacağım vatandaşlık görevim diyeyim.

Murat PEHLİVAN: Yani sorumluluk duymak, sorumluluğu hissedip onunla ilgili eylemde bulunmak çok kıymetli. Peki Türkiye için, siber güvenlik ile alakalı neler yapması lazım, yapmamız lazım diyeceğimiz neler var?

Erdal ÖZKAYA: Siber Kümelenme ya da Türkiye Bilişim Derneği gibi çok güzel şeyler yapan kurumlar var. Güzel şeyler yapılıyor. Güzele güzel demek zorundayız. Depremde gördüğümüz gibi, bazen doğru kişiler doğru yerlerde olmuyor ve maalesef siber güvenlikte liyakat çok çok çok önemli. Sizin kimin arkadaşı olduğunuzun hiçbir faydası yok eğer siyahla beyazı siber güvenlikte ayırt edemiyorsanız. Bunu teknolojik anlamda söylüyorum. Çok iyi bir bürokrat olabilirsiniz çok iyi bir vatansever olabilirsiniz ama siber güvenlikten anlamıyorsanız çok iyi bir yönetici olsanız da sizi bypass ederler.

Öncelikle Siber Kümelenmenin yaptığı çok hoşuma gidiyor. Ayrıca yerli ve milli ürünlere, Türkiye’de yetişen ürünlere önem vermek zorundayız. Rusya – Ukrayna savaşından örnek vereceğim. Savaşın başlarında Amerika şirketlerine dedi ki, Rusya’dan çekileceksiniz. Birden bütün Amerika menşeili ürünlerin bilgisayarlarınızdan gittiğini düşünün.  Adobe mesela, Windows mesela. Ya da Mac Antivirus mesela. Diyeceksin ki Comodo? Comodo evet Amerikan şirketi ama Türk şirketleri de var. Bir sürü başka şirket var yani tabii ki yabancı şirketleri de kullanalım ama eğer TOGG Mercedes’in yaptığını yapacaksa neden TOGG’u Mercedes yapmayalım diyorum ben. Bunu öneriyorum. Eğitim ama eğitim derken tarafsız eğitim. Hükümetler gelip geçicidir. Siyasi görüşler gelip geçicidir. Önemli olan Edirne’den Hakkari’ye, Ardahan’dan Antalya’ya, Ankara’dan Sinop’a, Sinop’tan Hatay’a bir bütün. Artık bütün olmayı öğrenmek zorundayız.

Murat PEHLİVAN: Her şeyin başı liyakat, ille de liyakat

Erdal ÖZKAYA: Bunu söyleyince maalesef siyaset diyorlar! Ben Almanya’da doğmuş büyümüş adamım siyaset anlamıyorum. Benim için doğru vardır yanlış vardır. Vatandaş, deprem olduğunda sordu mu sen AK Partili misin, CHPli misin HDPli misin, MHPli misin, terörist misin sormadı değil mi? 80 saniye bitti. Yatarken sevdiklerimizle uyuduk kalkarken birçok akrabamız hiç tanımadığı insanların yanında yattı. Aile mezarlığı falan hikâye. Allah hepimizi korusun diyorum.

Erdal Ozkaya haberlerde 

 

Antakya – Antakya Deprem – Hatay – Hatay Deprem

Explore
Drag